Marka Hukukunda “Tanınmışlık Statüsü” Nasıl Kazanılır?

Günümüzün hızla küreselleşen ve dijitalleşen serbest piyasa ekonomisinde, bir işletmenin elindeki en büyük ve en değerli gayrimaddi varlık şüphesiz ki markasıdır. Bir ürünün veya hizmetin kalitesini, güvenilirliğini, pazar payını ve tüketici nezdindeki imajını yansıtan markalar, doğru bir hukuki kalkan ile korunmadığı sürece her türlü ihlale, haksız rekabete ve itibar suikastine açık hale gelir. Standart bir marka tescili bu korumanın ilk adımı olsa da, pazar sınırlarını aşan büyük markalar için her zaman yeterli bir koruma kalkanı sunmayabilir. İşte tam bu noktada, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve uluslararası Paris Konvansiyonu çerçevesinde düzenlenen tanınmışlık statüsü devreye girmektedir.

Bir markanın sadece kendi sektöründe değil, toplumun çok daha geniş ve çeşitli kesimlerinde bilinirlik kazanarak adeta yüksek kalite ile özdeşleşmesi, ona sıradan bir markanın çok ötesinde haklar verir. Doğru hukuki stratejilerle yürütülen ve ispatlanan süreçler sonucunda elde edilen tanınmışlık statüsü, markayı yalnızca kendi sınıfındaki taklitlerden değil; farklı sektörlerdeki haksız kazanç sağlama, markayı sulandırma veya sıradanlaştırma girişimlerinden de kesin olarak korur. Peki, bir markanın bu özel ve prestijli unvana kavuşması için hangi hukuki şartlar aranır ve bu statünün işletmelere sağladığı somut, ölçülebilir faydalar nelerdir?

Sınai Mülkiyet Hukuku Kapsamında Tanınmışlık Statüsü Nedir?

Hukuki terminolojide standart bir marka tescili, kural olarak yalnızca başvuru yapılan ve harcı ödenen mal ve hizmet sınıfları (NICE sınıflandırması) için koruma sağlar. Örneğin, sadece hazır giyim ve tekstil alanında (25. sınıf) faaliyet gösteren ve tescil edilen bir marka, aksi ispat edilmedikçe otomotiv veya gıda sektöründe faaliyet gösteren başka bir firmanın aynı ismi kullanmasını doğrudan ve kolayca engelleyemez.

Ancak tanınmışlık statüsü, bir markanın hitap ettiği spesifik tüketici kitlesinin dar sınırlarını aşarak, genel halk nezdinde çok yüksek bir bilinirlik, güven ve itibar seviyesine ulaşmasını ifade eden hukuki bir kavramdır. Bir markanın bu güce ulaştığının kabul edilmesi, sadece Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) siciline standart bir tescil yaptırmasıyla değil; o markanın pazar payı, reklam yatırımları, tarihsel gelişimi ve toplumdaki refleksleriyle doğrudan ilgilidir. Başarıyla tescil edilen tanınmışlık statüsü, sınıf ve sektör sınırlarını tamamen ortadan kaldırarak markayı 1. sınıftan 45. sınıfa kadar uzanan tüm mal ve hizmet kategorilerinde eşsiz bir koruma şemsiyesi altına alır.

TÜRKPATENT Kriterlerine Göre Tanınmışlık Statüsü Şartları Nelerdir?

TÜRKPATENT, bir markanın tanınmışlık statüsü kazanıp kazanmadığını inceleyip değerlendirirken, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) kriterleri ile tam uyumlu olan “Markaların Tanınmışlık Düzeyleri ile İlgili Esaslar ve Uygulama Kılavuzu”ndaki objektif metrikleri baz alır. Bu hukuki süreçte markanın sadece “çok bilinen, ünlü bir marka” olduğunu iddia etmek hiçbir şey ifade etmez; önemli olan bu iddianın somut, ölçülebilir, bağımsız ve bilimsel delillerle ispatlanmasıdır.

Bu kapsamdaki temel değerlendirme kriterleri şunları içermektedir:

  • Toplumdaki Bilinirlik ve Algı Düzeyi: Markanın, hitap ettiği doğrudan alıcı grubu dışındaki genel halk kitleleri tarafından ne ölçüde bilindiği test edilir. Markanın adı duyulduğunda tüketicinin zihninde oluşan kalite algısı incelenir.

  • Kullanım Süresi ve Coğrafi Yayılımı: Markanın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve küresel pazarda ne kadar süredir kesintisiz ve aktif olarak kullanıldığı incelenir. Kurulan bayilik ağları, distribütörlükler, ihracat rakamları ve perakende satış noktalarının coğrafi dağılımı büyük önem taşır.

  • Tanıtım, Reklam ve İletişim Yatırımları: Marka kimliğini oluşturmak, pekiştirmek ve tüketiciye ulaştırmak için yapılan yatırım bütçeleri, reklam kampanyalarının sürekliliği, sponsorluk anlaşmaları, sosyal sorumluluk projeleri ve ulaşılan medyanın çeşitliliği kuruma sunulmalıdır.

  • Tescil Geçmişi ve Uluslararası Hak Sahipliği: Markanın dünyadaki ve Türkiye’deki ilk tescil tarihi, halihazırda var olan mevcut tescillerin sayısı ve Madrid Protokolü gibi uluslararası anlaşmalar kapsamındaki yurtdışı koruma ağı incelenir.

  • Markanın Ekonomik Değeri ve Pazar Payı: Bağımsız yeminli mali müşavirler veya değerleme uzmanlarınca hesaplanan marka değeri, vergi dairesi kayıtlarındaki konumu ve faaliyet gösterdiği sektördeki pazar payı analizleri dosyaya eklenmesi gereken hayati öneme sahip donelerdir.

Tanınmışlık Statüsü Hukuken Nasıl Kazanılır?

İşletmelerin rekabet gücünü zirveye taşıyan ve rakiplerine karşı aşılmaz bir duvar ören tanınmışlık statüsü, Türk hukuku uygulamasında temelde iki farklı resmi ve hukuki yolla elde edilebilir:

1. TÜRKPATENT Nezdinde Tanınmışlık Tespit Başvurusu

Doğrudan kuruma yapılacak detaylı ve resmi bir başvuru ile bu idari süreç başlatılır. Bu başvuru, normal bir tescil işleminden tamamen farklı olup, devasa, titizlikle hazırlanmış ve adeta bir belgesel niteliğinde olan bir kanıt klasörünü gerektirir. Bağımsız pazar araştırma şirketlerince yapılmış çapraz tüketici anketleri, geçmişten günümüze uzanan fatura silsileleri, kapsamlı satış katalogları, uluslararası kalite ve standardizasyon belgeleri (ISO, TSE, CE vb.) ve alınan sektörel büyük ödüller kuruma sunulur. Kurum uzmanlarınca yapılan aylarca süren kapsamlı inceleme sonucunda şartların sağlandığına kanaat getirilirse marka, resmi olarak “Tanınmış Markalar Sicili”ne kaydedilir.

2. Mahkeme Kararı ile Tanınmışlık Tespiti

Bazı durumlarda işletmeler, idari bir merci olan TÜRKPATENT’e doğrudan bir başvuru yapmamış olsalar dahi, mahkemelere intikal eden hukuki bir uyuşmazlık kapsamında da bu unvanı elde edebilirler. Uzmanlık gerektiren Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde görülen bir marka hükümsüzlük davası, tecavüzün men-i ve ref-i davası veya idari karara itiraz davası sırasında, davanın taraflarından biri kendi markasının hali hazırda tanınmış olduğunu iddia ederek korunmasını talep edebilir. Mahkemece atanan alanında uzman bilirkişi heyetlerinin (akademisyenler, marka vekilleri, sektör temsilcileri) yapacağı detaylı inceleme neticesinde bu iddia ispat edilirse, kesinleşen mahkeme kararıyla tanınmışlık statüsü hukuki ve bağlayıcı bir gerçeklik kazanır.

Tanınmışlık Statüsü Sahibi Olmanın 5 Kritik Avantajı

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK Madde 6/4 ve 6/5) ilgili emredici hükümleri uyarınca, hukuki süreçleri başarıyla tamamlayarak tanınmışlık statüsü elde etmiş bir marka, serbest piyasada olağanüstü haklara sahip olur:

  1. Sınıf Sınırı Olmaksızın (Çapraz ve Mutlak) Koruma: Sahip olunan tanınmışlık statüsü, markayı hiçbir üretim ve hizmet ilgisi olmayan diğer tüm sektörlerde dahi tam koruma altına alır. Örneğin tanınmış bir teknoloji ve bilgisayar markasının ismi, o alanda tescili olmasa dahi bir tekstil, gıda veya lojistik firması tarafından kesinlikle kullanılamaz.

  2. Haksız Avantaj Sağlanmasının (Sömürmenin) Engellenmesi: Başka bir ticari girişimin, yıllarca milyonlarca lira bütçe ve emek harcanarak büyütülmüş bir markanın yüksek itibarından, bilinirliğinden ve prestijinden bedavaya faydalanarak (asalaklık/sömürme) kendi ürünlerini satması, yasa koyucu tarafından kesin olarak yasaklanmış ve engellenmiştir.

  3. Ayırt Edici Karakterin Korunması ve Sulandırmanın Önlenmesi: Markanın tamamen farklı ve belki de düşük kalitedeki ürünlerde kullanılarak, toplumun zihnindeki o özgün, premium ve eşsiz yapısını kaybetmesine (sulandırma) veya zamanla herkesin kullandığı sıradan bir jenerik kelime haline gelmesine engel olunur.

  4. Tescil Engelinde Resen (Kendiliğinden) Red İşlemi: TÜRKPATENT, tanınmışlık statüsü sahibi bir markaya görsel veya işitsel olarak benzeyen yeni bir başvuru aldığında, sicilindeki mevcut tanınmışlık kaydına dayanarak çoğu zaman marka sahibinin herhangi bir itirazına dahi gerek duymaksızın, o kötü niyetli başvuruyu ilk inceleme aşamasında anında reddeder.

  5. Hükümsüzlük Davalarında Büyük İspat Kolaylığı: Kendi markalarına haksız yere benzeyen ve tescil edilmiş kötü niyetli girişimlere karşı açılacak hükümsüzlük davalarında, “tüketici nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalini” (iltibas) ispat etmek, elinde tanınmışlık statüsü bulunan markalar için çok daha hızlı, kesin ve kolaydır.

İspat Süreci

Hukuk pratiğimizde ve uygulamada, tanınmışlık başvurularında yapılan en büyük, en zaman kaybettirici ve maliyetli hata, bu ciddi sürecin basit bir klasör ve evrak tesliminden ibaret görülmesidir. Sadece “Biz köklü bir firmayız, yıllardır piyasadayız ve çok satıyoruz” şeklindeki dayanaksız ve soyut beyanlar Kurum tarafından reddedilmektedir. Hukuk sistemimiz, tamamen somutlaştırılmış, bağımsız kuruluşlarca denetlenmiş ve çapraz doğrulaması yapılmış nitelikli veriler aramaktadır.

Müvekkillerimiz için hazırladığımız kapsamlı kanıt dosyalarında şu teknik ve analitik detaylara büyük bir titizlikle odaklanıyoruz:

  • Noter tasdikli, geniş katılımlı piyasa bilinirlik ve bağımsız tüketici algı araştırmaları.

  • Markanın ticari hayatına başladığı ilk günden bugüne kadar olan tarihsel gelişimini, evrimini ve kurumsal hafızasını ispatlayan detaylı arşiv belgeleri.

  • Dijital çağın gereksinimi olarak; ulusal ve küresel Google Trends arama hacmi verileri, sosyal medya etkileşim metrikleri, influencer kampanya raporları ve web sitesi organik trafik dökümleri gibi modern ve reddedilemez dijital kanıtlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru 1: Kazanılan tanınmışlık statüsü hiçbir şey yapılmasa da sonsuza kadar sürer mi? Hayır. Hukuktaki pek çok koruma tedbiri gibi bu statü de son derece dinamiktir. Eğer marka piyasadan tamamen veya büyük oranda çekilir, üretim kalitesini düşürür, reklam ve pazarlama faaliyetlerini uzun yıllar boyunca sıfırlar ve neticesinde tüketici nezdindeki bilinirliğini kaybederse, ileride yaşanacak hukuki bir uyuşmazlıkta bu unvanın artık düştüğü ve geçerliliğini yitirdiği yargı kararıyla tespit edilebilir.

Soru 2: Sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde tanınmış olmak, tam koruma için yeterli midir? Evet. Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) mevzuatımız kapsamında, ilgili markanın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ilgili sektörde veya genel halk nezdinde tanınmış olması, söz konusu olağanüstü hukuki korumadan yararlanmak için yeterlidir. Tüm dünyada tanınmışlık aranmaz.

Soru 3: Markam henüz bu yüksek seviyede değilse, gelecekteki hukuki altyapı için bugünden ne yapmalıyım? Uzun vadeli ve agresif bir marka koruma stratejisi oluşturulmalıdır. TÜRKPATENT Resmi Marka Bültenlerinde yayınlanan benzer, çağrıştıran ve taklit markalara ilan süresi içinde anında itiraz ederek “markayı sulandırmamak”, ileride yapılacak başarılı bir tanınmışlık statüsü başvurusunun ilk, en hayati ve vazgeçilmez adımıdır. Kendi markasını ihlallere karşı aktif savunmayan bir işletmenin bu statüyü kazanması neredeyse imkansızdır.

Profesyonel Desteğin Önemi

Markanız, ticari faaliyetlerinizin kalbidir. Bu değerin hem kendi sınıfında hem de tüm piyasada dokunulmaz kılınması, kusursuz yürütülen bir marka tescili ve ardından gelen tanınmışlık statüsü ile güvence altına alınır. Çetin & Barut Hukuk Bürosu olarak; markanızın mevcut hukuki durumunun tespiti, kanıt klasörlerinin uluslararası standartlarda oluşturulması ve TÜRKPATENT nezdindeki zorlu başvuru ve itiraz süreçlerinin yönetilmesi konularında yanınızdayız.