Kamu bürokrasisinde kariyer ilerlemesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesinde açıkça güvence altına alınan “Liyakat” ve “Kariyer” ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Yıllarca kurumuna hizmet eden, mesleki tecrübe edinen ve aylar süren hazırlıkların ardından yazılı sınavdan yüksek puanlar alan memurların, sözlü sınav (mülakat) aşamasında baraj altı bırakılarak elenmesi, derin bir haksızlık ve hayal kırıklığı hissi yaratır. Bu durum, idari yargının en yoğun ve karmaşık uyuşmazlık konularından birini oluşturmaktadır. Geçmiş yıllarda mülakat süreçlerine dair şekli ve katı usul kuralları arayan yargı organları, 2026 yılına gelindiğinde çok daha rafine, teknik ve idarenin “takdir yetkisinin sınırlarına” odaklanan bir denetim mekanizması işletmektedir. Mülakat mağduriyetlerine karşı açılacak bir mülakat iptal davası sürecini, güncel Danıştay içtihatları, idare hukuku prensipleri ve yasal mevzuat ışığında derinlemesine incelenecektir.
1. Mülakat Sınavlarında İdarenin Takdir Yetkisi ve Sınırları
İdare hukuku prensipleri uyarınca idare; personel alımı, unvan değişikliği ve görevde yükselme aşamalarında mülakat yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki, adayın liyakatini, temsil kabiliyetini ve o kadroya uygunluğunu takdir etmeyi içerir. Ancak birçok adayın düştüğü yanılgının aksine, bu takdir yetkisi asla “sınırsız” veya “mutlak” değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Madde 2 kapsamında yapılan yargısal denetimlerde, idarenin işlemlerinin “kamu yararı ve hizmet gerekleri” ile sınırlı olduğu vurgulanır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) ve ilgili daireler, bir mülakat iptal davası incelenirken sürecin “nesnel bir değerlendirmeye imkân tanıyıp tanımadığını” mercek altına alır.
İdarenin mahkemeye sunduğu savunmalarda sıklıkla karşılaştığımız “adayın temsil kabiliyeti zayıftı”, “heyecanını kontrol edemedi” veya “ifade yeteneği yetersizdi” gibi soyut gerekçeler, mülakat formundaki diğer somut verilerle desteklenmediği takdirde yargı yerlerince “sübjektif değerlendirme” ve yetki saptırması olarak nitelendirilerek iptal edilmektedir.
2. Güncel Yargı Kararları Işığında Mülakat İptal Sebepleri
Mülakat davalarında “ezberlenmiş” ve matbu iptal gerekçeleri yerini artık çok daha teknik analizlere bırakmıştır. 2026 yılı itibarıyla idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın iptal kararlarında üzerinde hassasiyetle durduğu kritik noktalar şunlardır:
A. Yazılı ve Sözlü Puan Arasındaki Ölçüsüz Fark (Uçurum)
Danıştay 2. Dairesi ve Danıştay 12. Dairesi’nin yerleşik ve istikrar kazanmış içtihatlarına göre; yazılı sınavda 90-100 bandında puan alarak mesleki ve teorik bilgisini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlayan bir adaya, mülakatta baraj puanın (genellikle 70) çok altında bir puan (örneğin 40-50) verilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
İdare, bu dramatik “düşüşü” ve başarısızlık tespitini çok somut, tutanak altına alınmış verilerle ispatlamak zorundadır. Yazılı sınavın ölçtüğü “objektif bilgi” ile mülakatın ölçtüğü “liyakat” arasında açıklanamayan bir uçurum varsa, mahkemeler bunu doğrudan liyakat ilkesine aykırılık karinesi olarak kabul ederek işlemi iptal etmektedir.
B. Soruların Kura Usulü Çektirilmemesi ve Cevap Anahtarı Eksikliği
Bir mülakat iptal davası dosyasındaki en güçlü hukuki argümanlardan biri, sınavın nesnelliğini sağlayan temel usul kurallarının ihlal edilmesidir. Mülakatta sorulacak soruların sınavdan önce komisyon tarafından hazırlanmış olması, zorluk derecelerine göre tasnif edilmesi ve adaylara kura ile çektirilmesi zorunludur.
Dahası, her bir soru için önceden hazırlanmış, puanlama kriterlerini içeren bir “cevap anahtarı” bulunmalıdır. Mahkemeler, idarenin “aday soruyu bilemedi” savunmasını yaptığı durumlarda, sorulan sorunun zorluk derecesini, adayın verdiği cevabın tutanaklara nasıl yansıdığını ve bu cevabın anahtarla ne kadar örtüştüğünü denetleyebilmek için bu materyallerin varlığını mutlak surette aramaktadır.
C. Komisyon Üyelerinin Puanlamadaki Gerekçesiz Tutarsızlığı
Mülakat komisyonunu oluşturan üyelerin, aynı adayın aynı performansı için verdikleri takdir puanları arasında bariz ve gerekçesiz farklar olması hukuka aykırılığın en net göstergelerinden biridir.
-
Örnek: Bir adayın “Özgüven ve İkna Kabiliyeti” hanesine komisyon başkanının 95, diğer bir üyenin ise 40 vermesi.
Böylesi bir uçurum, değerlendirmenin objektif kriterlere göre değil, keyfi yapıldığına dair ciddi bir emaredir. İdari yargı yerleri, üyelerin her bir kriter için (bir konuyu kavrayıp özetleme, liyakat, temsil yeteneği, genel kültür vb.) ayrı ayrı puan vermesini ve bu alt puanların ortalamasının nihai puanı oluşturmasını şart koşar.
3. Kamera Kaydı ve Tutanak: İptal Sebebi mi, Delil mi?
Adaylar arasında en çok tartışılan konulardan biri de mülakatlarda kamera kaydının zorunlu olup olmadığıdır. Hukuki bir gerçek olarak belirtmek gerekir ki; ilgili kurumun özel mevzuatında (yönetmeliğinde) mülakatın kamera ile kaydedilmesine dair açık bir zorunluluk bulunmuyorsa, sırf kamera kaydı alınmamış olması doğrudan ve tek başına bir iptal sebebi sayılmamaktadır.
Ancak, mahkemeler tutanakların detaysız olmasını ve kaydın bulunmamasını “yargısal denetimin imkânsızlaşması” olarak değerlendirebilir. Eğer aday, davasında “Bana sorulan 3 sorunun 3’üne de eksiksiz ve doğru cevap verdim” iddiasında bulunuyorsa ve idare bu iddiayı çürütecek, adayın yanlış cevap verdiğini gösteren detaylı bir tutanak veya ses/görüntü kaydı sunamıyorsa, ispat yükü yer değiştirmektedir. Danıştay, idarenin “denetlenebilirliği sağlama yükümlülüğü” olduğunu hatırlatarak, belgelendirme eksikliğini mülakatın iptali için yeterli görmektedir.
4. Liyakat ve Eşitlik İlkesinin İhlali (Amaç Unsuru Yönünden Sakatlık)
Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesi, kamu kurumlarındaki mülakatlarda “aynı durumdaki adaylara eşit zorlukta soruların sorulması ve benzer nitelikteki cevaplara benzer puanların verilmesi” şeklinde tezahür eder.
Bir kurumda yapılan görevde yükselme mülakatlarında; belirli bir sendikaya, gruba veya zümreye mensup adayların mülakat puanlarının, yazılı sınav puanlarından sistematik ve istatistiksel olarak yüksek olması, idare hukukundaki işlem unsurlarından “amaç unsuru” (kamu yararı dışında siyasi/kişisel kayırmacılık amacı güdülmesi) yönünden bir sakatlık oluşturur. Bu durum, istatistiksel verilerle desteklenerek dava dilekçesinde güçlü bir şekilde işlenebilir.
5. Mülakat İptal Davasında Yürütmeyi Durdurma ve Yasal Süreler
Mülakat sonucunda haksızlığa uğradığını düşünen bir memurun izlemesi gereken hukuki yol iki aşamalı ve sıkı sürelere tabidir:
-
İdari İtiraz Aşaması: Sınav sonuçlarının ilan edilmesinin ardından, kurumun yönetmeliğinde ve sınav ilanında belirtilen süre (genellikle 5 iş günü) içinde mülakat sınav kuruluna veya ilgili personel daire başkanlığına gerekçeli bir dilekçe ile itiraz edilmelidir.
-
İptal Davası Aşaması: İtirazın kurum tarafından açıkça reddedilmesi veya kanuni süre içinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi (sessiz kalınması) durumunda, ret işleminin tebliğinden (veya zımni ret süresinin dolmasından) itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde mülakat iptal davası açılmalıdır.
Yürütmeyi Durdurma (YD) Kararının Hayati Önemi: Bu davalarda mahkemeden İYUK Madde 27 uyarınca Yürütmeyi Durdurma talep edilmesi elzemdir. Zira mülakat sonuçlarına göre yapılan atamalarla boş kadrolar hızla dolmaktadır. Davanın sonunda (örneğin 1 yıl sonra) haklı çıkıp mülakatı iptal ettirseniz dahi, kurum “atanacak boş kadro kalmadı” savunmasıyla karşınıza çıkabilir. YD kararı, hukuka aykırı olduğu iddia edilen atama sürecinin yargılama bitene kadar dondurulmasını, böylece telafisi güç zararların doğmasını engeller.
6. Sıkça Sorulan Sorular
Soru 1: Görevde yükselmede yazılı sınav puanı mülakatta tamamen sıfırlanır mı? Kurumların Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliklerine göre, nihai başarı puanı genellikle mülakat puanı ile yazılı sınav puanının aritmetik ortalaması alınarak belirlenir. Ancak mülakattan baraj puanını (çoğu kurumda 70) alamayan aday, yazılı puanı 100 dahi olsa “başarısız” sayılır ve ortalama hesaplamasına geçilmez. Mülakat iptal davalarının temel konusu da idarenin adayları kasıtlı olarak bu “barajın altında bırakma” işlemidir.
Soru 2: İdare Mahkemesi iptal kararı verirse süreç nasıl işler? Mahkeme bir mülakat işlemini iptal ettiğinde, idare hukuku gereği o işlem (mülakat) hiç yapılmamış (hukuk aleminde doğmamış) kabul edilir. İdare, Anayasa’nın 138. maddesi gereği iptal kararına uymak ve adayı yeniden mülakata çağırmak zorundadır. Yapılacak bu yeni mülakatta, sınav komisyonu mahkemenin iptal gerekçelerine (örneğin; sorular kura ile çektirilmediyse kura usulüne geçilmesi, komisyon üyelerinin ayrı ayrı puanlama yapması) harfiyen uymakla yükümlüdür.
Soru 3: Mülakatta sorulan soruların adayın liyakatiyle veya mesleğiyle hiçbir ilgisi yoksa ne yapılmalıdır? Sözlü sınavda yöneltilen soruların, adayın atanacağı kadronun görev tanımına ve Görevde Yükselme Yönetmeliği’nde belirtilen konu başlıklarına uygun olması yasal bir zorunluluktur. Adayın mesleki yetkinliğini ölçmekten uzak, tamamen ilgisiz alanlardan seçilmiş veya adayın özel hayatını, dini/siyasi görüşünü sorgulamaya yönelik sorular sorulması, işlemin “maksat ve konu yönünden” açık bir iptal sebebidir. Bu durum dava dilekçesinde tutanaklarla (veya emarelerle) mahkemenin dikkatine sunulmalıdır.
Profesyonel Hukuki Desteğin Önemi
Görevde yükselme mülakatları, bir kamu görevlisinin kariyerindeki en belirleyici, aynı zamanda idarenin sübjektif değerlendirmelerine en açık ve denetimi en zor alandır. Ancak bu zorluk, memurun hukuka aykırı ve keyfi puanlamalara boyun eğeceği anlamına asla gelmez.
Çetin & Barut Hukuk Bürosu, idare hukuku alanındaki derin uzmanlığı ve 2026 yılı güncel Danıştay içtihatlarına tam hakimiyetiyle memurların yanındadır. Mülakat süreçlerinde yapılan usul hatalarının tespiti, kuruma yapılacak teknik itiraz dilekçelerinin hazırlanması, yürütmeyi durdurma talepli mülakat iptal davalarının açılması ve yargılama sürecinin titizlikle takibi konularında profesyonel temsil hizmeti sunmaktayız.
Yılların emeği ve liyakatinizle kazandığınız yazılı sınav başarınızın, mülakat aşamasında gerekçesiz ve somut dayanaktan yoksun şekilde engellenmesine izin vermeyin. Hak ettiğiniz kadroya kavuşmak ve kamu vicdanında adaleti yeniden tesis etmek idari yargı yoluyla mümkündür.