Yerel Yönetim Kararları ve Hukuk Devleti İlkesi
Belediyeler, demokratik sistemin en temel yapı taşları olan yerel yerinden yönetim kuruluşlarıdır. Anayasal özerklikleri çerçevesinde, belde sakinlerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak adına geniş yetkilerle donatılmışlardır. Bu yetkilerin kullanımındaki en önemli organ ise şüphesiz belediye meclisleridir. Ancak, belediye meclislerinin aldığı kararlar her zaman hukuka, kamu yararına veya şehircilik ilkelerine uygun olmayabilir. İşte bu noktada, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak belediye meclis kararlarının iptali mekanizması devreye girer.
Belediye meclisi kararları; şehrin siluetini değiştiren imar planlarından, vatandaşın cebini doğrudan etkileyen vergi ve harç tarifelerine; içkili yer bölgelerinin tespitinden, belediyenin borçlanmasına kadar hayatın her alanına dokunur. Böylesine geniş bir etki alanına sahip olan kararların idari yargı denetimine tabi olması, keyfiliğin önlenmesi açısından hayati önem taşır.
1. Belediye Meclis Kararlarının Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Bir iptal davasına konu olabilecek işlemin niteliğini anlamak, davanın kaderini belirler. Belediye meclisi kararları, idare hukuku prensipleri gereği “idari işlem” niteliğindedir. Bu kararların iptali için açılacak davalar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümlerine tabidir. İdari yargıç, önüne gelen dosyada sadece “hukuka uygunluk” denetimi yapar; idarenin yerine geçerek “yerindenlik denetimi” yapamaz. Yani mahkeme, “Bu karar hukuka aykırı mı?” sorusuna cevap arar; “Bu karar isabetli mi?” sorusunu sormaz.
Belediye meclis kararları etkileri bakımından iki ana başlıkta toplanır:
A. Düzenleyici İşlemler (Genel Kararlar)
Bu kararlar; genel, soyut, sürekli ve objektif hükümler içerir. Belirli bir kişiyi değil, o beldede yaşayan herkesi veya belirli bir zümreyi ilgilendirir.
-
Örnek: Belediye sınırları içerisindeki tüm otoparklar için geçerli ücret tarifesinin belirlenmesi.
-
Örnek: Bir mahallenin veya ilçenin tamamını kapsayan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nın kabul edilmesi.
-
Örnek: Belediye Zabıta Yönetmeliği’nin kabul edilmesi.
B. Bireysel İşlemler (Subjektif Kararlar)
Belirli bir kişi, parsel veya duruma özgülenen kararlardır.
-
Örnek: “X” kişisine fahri hemşehrilik beratı verilmesi.
-
Örnek: Belediye mülkiyetindeki belirli bir dükkanın “Y” şirketine kiralanması kararı.
-
Örnek: Belirli bir parseldeki imar durumunun kişiye özel değiştirilmesi (ki bu durum genellikle iptal sebebidir).
Belediye meclis kararlarının iptali davasında, işlemin düzenleyici mi yoksa bireysel mi olduğu, hem dava açma süresini hem de ilanın/tebliğin şeklini belirlediği için kritik bir ayrımdır.
2. İptal Davasında Kritik Eşik: “Menfaat İlgisi” ve Dava Ehliyeti
İdari yargıda herkes, her işleme karşı dava açamaz. Danıştay, mahkemelerin iş yükünü korumak ve “actio popularis” (herkesin her şeye dava açabilmesi) durumunu engellemek için davacı ile işlem arasında bir bağ arar. Buna menfaat ilgisi denir.
İptal davası açılabilmesi için davacının menfaatinin şu üç özelliği taşıması gerekir:
-
Meşru (Hukuken korunan bir menfaat olmalı).
-
Kişisel (Davacıyı etkilemeli).
-
Güncel (Dava açıldığı sırada menfaat ihlali devam etmeli).
Belediye meclis kararlarında menfaat ilgisi, kararın türüne göre farklılık gösterir:
İmar Planlarında Menfaat İlgisi
İmar planı değişiklikleri en sık dava konusu olan işlemlerdir. Burada menfaat ilgisi oldukça geniş yorumlanır:
-
Taşınmaz Sahipleri: Plan değişikliğinin yapıldığı alanda mülkü olanlar.
-
Komşular: Kendi parselinde değişiklik olmasa bile, komşu parseldeki yapılaşma artışından (güneşinin kesilmesi, trafiğin artması vb.) etkilenecek olanlar.
-
Belde Sakinleri: Danıştay, özellikle çevre düzeni ve şehircilik ilkelerini ilgilendiren büyük planlarda, o beldede oturan herkesin “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” gereği dava açabileceğini kabul etmektedir.
Vergi ve Harç Tarifelerinde Menfaat İlgisi
Belediye meclisinin belirlediği su faturası, atık su bedeli, ilan-reklam vergisi veya otopark ücretleri gibi konularda; bu hizmetten yararlanan veya bu vergiyi ödemekle yükümlü olan her vatandaşın belediye meclis kararlarının iptali için dava açma ehliyeti vardır.
Belediye Meclis Üyelerinin Durumu
Burada özel bir parantez açmak gerekir. Belediye meclis üyeleri, sadece “vatandaş” sıfatıyla değil, aynı zamanda “denetim sorumluluğu” taşıyan seçilmiş kişiler olarak da dava açabilirler. Ancak Danıştay, meclis üyesinin dava açabilmesi için ilgili toplantıya katılmış olmasını ve karara karşı “ret” oyu kullanmış olmasını (muhalif kalmasını) şart koşabilmektedir. Bu, üyenin tutarlılığı açısından aranan bir kriterdir.
3. Belediye Meclis Kararlarını Sakatlayan Unsurlar (İptal Sebepleri)
Bir belediye meclis kararı, idari işlemin 5 temel unsurundan (Yetki, Şekil, Sebep, Konu, Amaç) herhangi birinde hukuka aykırılık taşıyorsa iptal edilir. Çetin & Barut Hukuk Bürosu olarak davalarda en sık karşılaştığımız iptal sebepleri şunlardır:
A. Yetki Yönünden Sakatlık
Belediye meclisi, kanunların Belediye Encümeni’ne veya Belediye Başkanı’na verdiği bir yetkiyi kullanamaz. Örneğin, encümenin yetkisinde olan “cezai işlem uygulama” kararı meclis tarafından alınırsa, bu karar “yetki gasbı” veya “yetki tecavüzü” nedeniyle iptal edilir. Ayrıca meclisin toplantı yeter sayısına (salt çoğunluk vb.) ulaşmadan toplanıp karar alması da kararı yok hükmünde veya iptal edilebilir kılar.
B. Şekil Yönünden Sakatlık
Karar alınırken uyulması gereken prosedürlerdir.
-
Meclis gündeminin üyelere süresinde duyurulmaması.
-
İmar planı değişikliklerinde ilgili kurum görüşlerinin (Tarım İl Müdürlüğü, Karayolları vb.) eksik alınması.
-
Kararın, meclis başkanı ve katip üyelerce imzalanmaması. Bu tür eksiklikler, belediye meclis kararlarının iptali için yeterli birer şekil eksikliğidir.
C. Sebep Yönünden Sakatlık
İdarenin kararı alırken dayandığı gerekçedir. Belediye meclisi “ihtiyaç var” diyerek bir parkı ticari alana çeviriyorsa, mahkeme bu “ihtiyacın” gerçek olup olmadığını araştırır. Bilirkişi incelemesi sonucunda, aslında böyle bir ihtiyacın olmadığı, gerekçenin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkarsa işlem sebep unsuru yönünden iptal edilir.
D. Konu Yönünden Sakatlık
Kararın doğurduğu hukuki sonucun kanuna aykırı olmasıdır. Örneğin; belediye meclisinin, kanunda açıkça yasaklanmış bir alana (örneğin mutlak tarım arazisine) sanayi tesisi ruhsatı verilmesine olanak sağlayan bir karar alması, konu yönünden hukuka aykırıdır.
E. Amaç Yönünden Sakatlık (Kamu Yararı İlkesi)
İdari işlemlerin tek ve değişmez amacı “kamu yararı”dır. Eğer bir meclis kararı;
-
Kamu yararı yerine, belirli bir kişinin (ranticının) özel çıkarını gözetiyorsa,
-
Siyasi saiklerle, rakip partili belediyeye veya kişilere zarar vermek amacıyla alınıyorsa, amaç unsuru yönünden sakattır ve iptal edilmelidir.
4. Dava Açma Süresi ve Usul İşlemleri
Belediye meclis kararlarına karşı dava açma süresi, hak düşürücü niteliktedir ve kaçırıldığında dava reddedilir. Süreler kararın niteliğine göre değişir:
-
Genel Kural: İdari yargıda dava açma süresi, işlemin tebliğinden veya ilanından itibaren 60 gündür.
-
İmar Planlarında Özel Durum: İmar planları mecliste onaylandıktan sonra 30 gün süreyle askıya çıkar (ilan edilir).
-
Bu 30 günlük askı süresi içinde plana itiraz edebilirsiniz.
-
Belediye itirazı reddederse veya 30 gün içinde cevap vermezse (zımni ret), ret tarihinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açmalısınız.
-
Hiç itiraz etmeden, askı süresinin bitiminden itibaren 60 gün içinde de doğrudan dava açılabilir.
-
Önemli Not: Düzenleyici işlemlere (örneğin yönetmeliklere veya fiyat tarifelerine) karşı, bu düzenlemenin uygulanması üzerine (örneğin su faturası geldiğinde) her zaman dava açma hakkınız saklıdır. Ancak genel düzenleyici işlemin kendisinin iptali için ilan tarihinden itibaren 60 gün kuralı esastır.
5. Telafisi Güç Zararlar ve Yürütmeyi Durdurma (YD)
Vatandaşların en sık yanılgıya düştüğü konu, dava açmanın işlemi durduracağı inancıdır. Oysa İYUK madde 27 gereği, iptal davası açmak, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.
Yani siz, evinizin önündeki parkın AVM yapılmasına karşı dava açsanız bile, mahkeme karar verene kadar belediye inşaata başlayabilir. Bunu engellemenin tek yolu, dava dilekçesinde gerekçeli olarak “Yürütmeyi Durdurma” (YD) talep etmektir.
YD kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
-
İdari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkansız zararların doğacak olması.
-
İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.
Çetin & Barut Hukuk Bürosu, dava dilekçelerinde bu iki şartı somut delillerle ortaya koyarak, müvekkillerinin yargılama sonuna kadar hak kaybına uğramasını engellemeyi hedefler.
Sıkça Sorulan Sorular
Soru 1: Belediyenin belirlediği su veya otopark ücreti fahiş oranda arttı, ne yapabilirim? Evet, dava açabilirsiniz. Belediyeler tarifeleri belirlerken “maliyet + makul kâr” ilkesine uymak zorundadır. Keyfi, fahiş ve gerekçesiz zamlar, kamu yararına aykırı olduğu için idari yargı tarafından iptal edilebilir. Her belde sakini bu konuda dava ehliyetine sahiptir.
Soru 2: Mahkeme meclis kararını iptal etti, şimdi ne olacak? Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca, idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. İptal kararı, işlemi yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırır (geriye yürür). Belediye, iptal kararının kendisine tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde kararın gereğini yerine getirmek zorundadır. Getirmezse tazminat sorumluluğu doğar.
Soru 3: Sadece ev sahipleri mi imar planına itiraz edebilir? Hayır. Kiracılar da, yaşadıkları çevrenin değişmesinden etkilendikleri ölçüde menfaat ilgisi kurabilirler. Ayrıca çevre örgütleri, meslek odaları (Mimarlar Odası vb.) ve dernekler de tüzüklerinde yer alması kaydıyla, çevre ve şehircilik ilkelerine aykırı planlara karşı dava açabilirler.
Soru 4: Dava açmak için avukat tutmak zorunlu mudur? Hukuken zorunlu değildir ancak idari yargılama, şekil şartlarının çok katı olduğu, teknik bir hukuk dalıdır. Sürelerin kaçırılması, yanlış kuruma başvurulması veya dilekçede YD talep edilmemesi gibi basit hatalar, haklı davaların reddedilmesine yol açabilir. Bu nedenle uzman bir idare hukuku avukatı ile çalışmak hayati önem taşır.
Profesyonel Hukuki Desteğin Önemi
Belediye meclis kararları, yerel demokrasinin tezahürü olsa da, hukuk devleti sınırları içinde kalmak zorundadır. Kapalı kapılar ardında alınan, bilimsel verilerden uzak, kişiye özel veya kamu yararını hiçe sayan kararlar kaderiniz değildir. İdari yargı, vatandaşın idareye karşı en güçlü kalkanıdır.
Belediye meclis kararlarının iptali, imar hukuku uyuşmazlıkları ve idari yaptırımlara karşı itiraz süreçlerinde Ankara merkezli Çetin & Barut Hukuk Bürosu, tecrübeli kadrosuyla yanınızdadır. Hak kaybına uğramamak, süresi içinde doğru hukuki adımları atmak ve yürütmeyi durdurma kararı alarak fiili durum yaratılmasını engellemek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.