Türkiye’de ticari işlemlerin büyük bir kısmı “vadeli” olarak dönmekte, bu vadeler de çoğunlukla çek ve bonolar (senetler) ile teminat altına alınmaktadır. Çek, özünde bir “ödeme aracı” iken, ticari teamüller gereği bir “kredi aracı” gibi kullanılmakta; senet ise doğrudan bir borç ikrarı niteliği taşımaktadır. Ancak 5941 sayılı Çek Kanunu ve İcra İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde, karşılıksız kalan bir […]
Hukuki ihtilafların ve olası tazminat yüklerinin önüne geçmenin en temel adımı, tarafların hak ve yükümlülüklerini eksiksiz şekilde düzenleyen sağlam bir franchise sözleşmesi hazırlamaktır. Ticari hayatta bir markanın başarısı, sadece ürünün kalitesine değil, o ürünün tüketiciye ulaştığı “ağın” sağlamlığına bağlıdır. Şirketler, kendi şubelerini açmak yerine risk ve sermayeyi paylaşmak adına franchise (imtiyaz) veya bayilik modellerini tercih ederler. Bu[…]
Demokratik hukuk devletinin en temel dayanaklarından biri olan şeffaflık ilkesi, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile yasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. Bu kanun, kişilere (gerçek ve tüzel kişiler) kurum ve kuruluşların faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkı tanırken, idareye de bu bilgileri sağlama yükümlülüğü yükler. Ancak uygulamada idare, “ticari sır”, “devlet sırrı” veya “kurum içi gizli yazışma” gibi[…]


