Süresiz Yoksulluk Nafakası Kaldırıldı mı?

Süresiz Yoksulluk Nafakası Nedir? Anayasa Mahkemesinin 2026 İptal Kararı ve Hukuki Sonuçları

Türk aile hukukunda boşanmanın mali sonuçlarından biri olan süresiz yoksulluk nafakası, evlilik birliğinin sona ermesi nedeniyle ekonomik bakımdan güç duruma düşecek eşin korunmasını amaçlayan önemli bir hukuki kurumdur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun (TMK) 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası, özellikle kanunda yer alan “süresiz olarak” ibaresi nedeniyle uzun yıllardır hukuki ve toplumsal tartışmaların merkezinde bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakasının herhangi bir süre sınırı öngörülmeden talep edilebilmesi, bir taraftan ekonomik bakımdan dezavantajlı eşin korunması açısından değerlendirilirken diğer taraftan nafaka yükümlüsünün boşanma sonrasında belirsiz süreli bir mali sorumluluk altında bırakılması nedeniyle eleştirilmiştir.

Bu tartışmalar, Anayasa Mahkemesinin farklı tarihlerde verdiği kararlarla yeni bir boyut kazanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 2012 yılında süresiz yoksulluk nafakası düzenlemesini Anayasa’ya uygun bulmuşken 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK’nın 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiştir.

30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan bu karar, yoksulluk nafakasının hukuki geleceği bakımından önemli bir değişikliğin başlangıcını oluşturmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimini sağlayabilmesi amacıyla diğer eş tarafından mali gücü oranında ödenen nafaka türüdür.

Bu kurumun temelinde, evlilik birliği devam ederken eşler arasında mevcut olan karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün boşanmadan sonra da belirli ölçüde devam etmesi düşüncesi bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakası, nafaka ödeyen eşe verilen bir ceza veya boşanmadan kaynaklanan bir tazminat niteliğinde değildir. Nitekim kanun, nafaka yükümlüsünün boşanmada kusurlu olmasını aramamaktadır.

Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma sonucunda ekonomik bakımdan korunmaya ihtiyaç duyan eşin temel yaşam gereksinimlerini karşılayabilmesine katkıda bulunmaktır.

Yoksulluk Nafakası Alma Şartları Nelerdir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi belirli koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

1. Yoksulluk Nafakası Talep Edilmiş Olmalıdır

Yoksulluk nafakası, talebe bağlı bir haktır. Bu nedenle hâkim, taraflardan birinin talebi bulunmadıkça kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez.

Nafaka talebi boşanma davası sırasında ileri sürülebileceği gibi boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava yoluyla da talep edilebilir. Ancak boşanmadan kaynaklanan bu dava hakkı bakımından TMK’nın 178. maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

2. Boşanma Nedeniyle Yoksulluğa Düşme Koşulu Bulunmalıdır

Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanma nedeniyle geçimini sağlamakta güçlük yaşayacak olması gerekmektedir.

Yargıtay uygulamasında yoksulluk kavramı yalnızca kişinin hiçbir gelirinin bulunmaması olarak değerlendirilmemektedir. Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim ve benzeri temel gereksinimlerini karşılayabilecek yeterli ekonomik imkâna sahip olup olmadığı dikkate alınmaktadır.

Bu kapsamda nafaka talep eden kişinin çalışıyor olması, her durumda yoksulluk nafakası almasına engel değildir. Kişinin elde ettiği gelir, mal varlığı, yaşam koşulları ve ekonomik ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.

3. Nafaka Talep Eden Eşin Kusuru Daha Ağır Olmamalıdır

Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Bu nedenle nafaka talep eden eşin tamamen kusursuz olması zorunlu değildir. Tarafların eşit kusurlu olması durumunda da diğer kanuni şartların gerçekleşmesi halinde yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

Buna karşılık, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda daha ağır kusurlu olan eş lehine yoksulluk nafakası bağlanması mümkün değildir.

4. Nafaka Yükümlüsünün Mali Gücü Dikkate Alınmalıdır

Yoksulluk nafakasının miktarı belirlenirken nafaka ödeyecek eşin gelir durumu, mal varlığı, ekonomik yükümlülükleri ve tarafların sosyal koşulları dikkate alınmaktadır.

Nafaka miktarı, yalnızca talepte bulunan eşin ihtiyaçlarına göre değil, ödeme yapacak eşin ekonomik imkânları gözetilerek belirlenmelidir.

Süresiz Yoksulluk Nafakasının Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeler, 1926 yılından günümüze kadar önemli değişikliklere uğramıştır.

1926 Tarihli 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi Dönemi

743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinde yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda büyük bir yoksulluğa düşen kusursuz eşin korunması amacıyla düzenlenmiştir.

Bu dönemde gerek kadın gerekse erkek eş bakımından nafaka talep edilmesi mümkün olmakla birlikte düzenleme, nafaka alacaklısının kusursuz olması koşuluna dayanmakta ve nafaka ödeme yükümlülüğünü bir yıl ile sınırlandırmaktaydı.

Söz konusu süre sınırlaması, özellikle boşanmadan sonra ekonomik bağımsızlığını kısa sürede kazanması mümkün olmayan eşler bakımından yetersiz bulunmuştur.

1988 Tarihli 3444 Sayılı Kanun Değişikliği

4 Mayıs 1988 tarihli ve 3444 sayılı Kanun ile mülga Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinde önemli değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişiklikle birlikte yoksulluk nafakasına ilişkin bir yıllık üst sınır kaldırılmış ve süresiz nafaka talep edilebilmesine olanak tanınmıştır.

Ayrıca nafaka talep eden eşin mutlak anlamda kusursuz olması şartı yerine, diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması ilkesi kabul edilmiştir.

Bununla birlikte 1988 tarihli düzenleme kadın ve erkek bakımından tam bir eşitlik sağlamamış; erkeğin kadından yoksulluk nafakası talep edebilmesi için kadının refah içerisinde bulunması koşulu korunmuştur.

2002 Tarihli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, yoksulluk nafakasını 175. maddesinde yeniden düzenlemiştir.

Bu düzenlemeyle yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek arasında ayrım yapılmaksızın eşit koşullar benimsenmiş, nafakanın süresiz talep edilebilmesine ilişkin hüküm ise korunmuştur.

Kanunda açık bir üst süre belirlenmemesi, boşanma sonrasında ekonomik desteğe ihtiyaç duyan eşin korunmasını sağlamayı amaçlamakla birlikte nafaka yükümlüsünün sorumluluğunun süresi bakımından tartışmalara neden olmuştur.

Süresiz Yoksulluk Nafakası Ömür Boyu Devam Eder mi?

Süresiz yoksulluk nafakası, nafaka ödeme yükümlülüğünün her koşulda ömür boyu devam edeceği anlamına gelmemektedir.

TMK’nın 176. maddesinde, irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının hangi durumlarda sona ereceği ve hangi koşullarda miktarının değiştirilebileceği düzenlenmiştir.

Bu kapsamda nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden sona ermektedir.

Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumlarında ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması mümkündür.

Ayrıca tarafların ekonomik koşullarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafaka miktarının artırılması ya da azaltılması talep edilebilir.

Bununla birlikte söz konusu koşullar gerçekleşmediği sürece nafaka yükümlülüğünün uzun yıllar boyunca devam edebilmesi, düzenlemenin en fazla eleştirilen yönlerinden biri olmuştur.

Süresiz Yoksulluk Nafakasına Yönelik Hukuki Tartışmalar

Süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin tartışmaların temelinde, boşanma sonrası ekonomik dayanışmanın kapsamı ile kişilerin mali bağımsızlığı arasında kurulması gereken denge bulunmaktadır.

Düzenlemeye yöneltilen eleştirilerden biri, evlilik süresi ile nafaka yükümlülüğünün süresi arasında doğrudan bir bağlantı kurulmamasıdır.

Kısa süreli evliliklerde dahi şartların gerçekleşmesi halinde süresiz nafaka yükümlülüğünün ortaya çıkabilmesi, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleri yönünden tartışılmıştır.

Öte yandan nafaka borçlusunun yeni bir evlilik kurması, çocuk sahibi olması veya ekonomik sorumluluklarının artması gibi durumlar da süresiz nafaka yükümlülüğünün değerlendirilmesinde önem taşıyan hususlar arasında gösterilmiştir.

Buna karşılık süresiz yoksulluk nafakasını savunan görüşlerde, özellikle uzun yıllar evlilik içerisinde çalışmamış, çocukların bakımını üstlenmiş veya çalışma hayatından uzak kalmış kişilerin ekonomik bağımsızlıklarını kısa sürede kazanamayabilecekleri vurgulanmaktadır.

Bu nedenle tartışmanın temelinde, nafaka alacaklısının korunması ile nafaka borçlusunun hakları arasında adil bir dengenin nasıl sağlanacağı sorunu yer almaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 2012 Tarihli Süresiz Nafaka Kararı

Anayasa Mahkemesi, 17 Mayıs 2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında, TMK’nın 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini anayasal yönden incelemiştir.

Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan itiraz başvurusunda, nafaka yükümlülüğünün belirli bir süreyle sınırlandırılmamasının hukuk devleti, eşitlik ve ailenin korunmasına ilişkin anayasal ilkelerle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür.

Anayasa Mahkemesi ise söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına oyçokluğuyla karar vermiştir.

Mahkeme kararında, yoksulluk nafakasının evlilik birliğinde mevcut olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün boşanma sonrasında kısmen devamını sağladığına dikkat çekilmiştir.

Ayrıca nafakanın süresiz olarak talep edilebilmesinin mutlak bir ömür boyu ödeme yükümlülüğü anlamına gelmediği, TMK’nın 176. maddesinde nafakanın kaldırılması ve değiştirilmesine ilişkin hukuki imkânların bulunduğu değerlendirilmiştir.

Bu yaklaşımla Anayasa Mahkemesi, şartları devam ettiği sürece yoksulluk nafakası ödenmesini sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşır bulmuş ve iptal istemini reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 2026 Tarihli Süresiz Nafaka İptal Kararı

Süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin anayasal değerlendirmede en önemli gelişme, Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla gerçekleşmiştir.

Antalya 12. Aile Mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine yapılan incelemede, TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresi yeniden Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.

Anayasa Mahkemesi bu kez önceki yaklaşımından farklı bir değerlendirme yaparak süresiz nafaka düzenlemesini Anayasa’ya aykırı bulmuş ve ibarenin iptaline oyçokluğuyla karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?

Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının evlilik sonrası dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğüne dayanan meşru bir hukuki kurum olduğunu kabul etmekle birlikte bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt öngörülmeden süresiz olarak belirlenmesini anayasal bakımdan sorunlu bulmuştur.

Mahkeme, nafaka alacaklısının ekonomik bakımdan korunması kadar nafaka borçlusunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının da dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Kararda, boşanma nedeniyle nafaka ödeme yükümlülüğü altına giren kişinin, sona ermiş bir evlilik ilişkisinin ekonomik sonuçlarına belirsiz bir süre boyunca katlanmak zorunda kalmasının kişisel, sosyal ve ekonomik yaşamı üzerinde ağır bir külfet oluşturabileceği değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre kanun koyucunun, birbirleriyle çatışan bu menfaatler arasında adil bir denge kurması gerekmektedir.

Nafaka Süresi Hangi Kriterlere Göre Belirlenmeli?

Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli kararında, yoksulluk nafakasının süresinin somut olayın özelliklerine göre belirlenebilmesine imkân sağlayacak bir hukuki çerçeve oluşturulması gerektiği ifade edilmiştir.

Bu değerlendirmede özellikle şu kriterler önem taşımaktadır:

  • Evlilik birliğinin ne kadar sürdüğü,
  • Nafaka talep eden eşin yaşı,
  • Tarafların eğitim ve sağlık durumları,
  • Nafaka alacaklısının çalışma ve gelir elde etme imkânları,
  • Ekonomik ihtiyaçlarını kendi olanaklarıyla karşılayabilme kapasitesi,
  • Tarafların mevcut sosyal ve ekonomik koşulları.

Mahkeme, belirli durumlarda nafakanın süreyle sınırlandırılabileceğini, ancak somut olayın özellikleri gerektiriyorsa nafakanın yaşam boyunca devam etmesine imkân veren bir düzenlemenin de yapılabileceğini belirtmiştir.

Dolayısıyla kararın temelinde bütün nafaka yükümlülüklerine kesin bir üst süre getirilmesinden ziyade, nafakanın süresinin kişilerin durumuna göre belirlenmesini sağlayan ölçülü ve öngörülebilir bir sistem oluşturulması gerektiği düşüncesi bulunmaktadır.

Süresiz Yoksulluk Nafakası Kaldırıldı mı?

Anayasa Mahkemesinin 2026 yılında verdiği iptal kararı, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırıldığı anlamına gelmemektedir.

İptal edilen düzenleme, TMK’nın 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresidir. Yoksulluk nafakasının diğer kanuni koşulları ve nafaka talep etme hakkı doğrudan iptal kararının kapsamına girmemektedir.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Kararın 30 Eylül 2026 tarihinde yayımlanmış olması nedeniyle iptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu nedenle Ekim 2026 itibarıyla TMK’nın 175. maddesinde yer alan süresiz nafaka düzenlemesi yürürlükte bulunmaya devam etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin kararıyla herhangi bir evlilik süresine karşılık gelen sabit nafaka ödeme süresi belirlenmemiştir. Yeni sistemin kapsamı, kanun koyucunun yapacağı düzenleme doğrultusunda şekillenecektir.

Mevcut Yoksulluk Nafakaları Kendiliğinden Sona Erecek mi?

Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararı, daha önce mahkemeler tarafından hükmedilmiş yoksulluk nafakalarının kendiliğinden ortadan kalkmasına neden olmamaktadır.

Hakkında kesinleşmiş bir nafaka kararı bulunan kişilerin, yalnızca Anayasa Mahkemesinin iptal kararına dayanarak nafaka ödemelerini tek taraflı olarak durdurmaları hukuken doğru değildir.

Mevcut nafaka yükümlülüklerinin kaldırılması veya değiştirilmesi bakımından TMK’nın 176. maddesinde düzenlenen koşullar önemini korumaktadır.

Diğer taraftan yeni bir kanuni düzenleme yapılması halinde, mevcut nafaka kararlarına ve devam eden davalara ilişkin geçiş hükümlerinin nasıl oluşturulacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yoksulluk Nafakası Hangi Durumlarda Kaldırılır?

Yürürlükteki TMK’nın 176. maddesi kapsamında irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının sona ermesi veya değiştirilmesi belirli hukuki koşullara bağlıdır.

Nafakanın kendiliğinden sona erdiği durumlar:

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi,
  • Taraflardan birinin ölmesi.

Mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılabileceği durumlar:

  • Nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi yaşaması,
  • Nafaka alacaklısının yoksulluk durumunun ortadan kalkması,
  • Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi.

Bunun dışında tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafakanın artırılması ya da azaltılması mümkündür.

Kanun ayrıca yoksulluk nafakasının durumun gereklerine göre toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmesine de imkân tanımaktadır.

Süresiz Yoksulluk Nafakasına İlişkin Sıkça Sorulan Sorular

Süresiz nafaka tamamen kaldırıldı mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasını değil, süresiz olarak talep edilmesini düzenleyen ibareyi iptal etmiştir. İptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yoksulluk nafakası kaç yıl ödenir?

Ekim 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasına ilişkin genel bir yasal üst süre bulunmamaktadır. Ancak nafaka, kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde sona erebilir veya mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Yeni düzenleme sonrasında uygulanacak süreler henüz kesinleşmemiştir.

Kısa süreli evliliklerde yoksulluk nafakası bağlanır mı?

Evliliğin kısa sürmüş olması tek başına yoksulluk nafakasına engel değildir. Nafaka talebi, TMK’nın 175. maddesindeki koşullar çerçevesinde değerlendirilir. Evlilik süresinin nafakanın devam edeceği süre üzerindeki etkisi ise 2026 tarihli AYM kararı sonrasında yapılacak yeni düzenlemenin önemli konuları arasındadır.

Erkek eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek arasında ayrım yapmamaktadır. Kanuni koşulların gerçekleşmesi halinde erkek eş de yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir.

Nafaka alan kişinin işe başlaması nafakayı sona erdirir mi?

Nafaka alacaklısının çalışmaya başlaması, nafakanın her durumda kendiliğinden sona ermesine neden olmaz. Elde edilen gelirin yoksulluk durumunu ortadan kaldırıp kaldırmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Gerekli koşulların gerçekleşmesi halinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması mahkemeden talep edilebilir.

Anayasa Mahkemesinin 2026 kararı mevcut nafaka borçlarını siler mi?

Hayır. İptal kararı mevcut nafaka borçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Nafaka yükümlülüğünün hukuki durumu, mevcut kararın içeriği, yürürlükteki mevzuat ve ileride yapılabilecek kanuni değişiklikler dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

2026 AYM Kararı Sonrasında Yoksulluk Nafakasının Hukuki Geleceği

Yoksulluk nafakası, Türk aile hukukunda boşanma sonrasında ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan eşin desteklenmesi amacıyla düzenlenmiş önemli bir hukuki kurumdur.

Bununla birlikte nafaka alacaklısının ekonomik güvenliği ile nafaka borçlusunun mali bağımsızlığı arasında adil bir denge kurulması, uzun yıllardır devam eden tartışmaların temelini oluşturmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 2012 tarihli kararı, koşulları devam ettiği müddetçe süresiz yoksulluk nafakası ödenmesini sosyal devlet ilkesiyle bağdaşır bulurken 2026 tarihli kararı, bu yükümlülüğün hiçbir süre ölçütü öngörülmeksizin belirlenmesini anayasal bakımdan kabul edilemez değerlendirmiştir.

2026 tarihli iptal kararıyla yoksulluk nafakasının tamamen ortadan kaldırılması değil, nafakanın süresine ilişkin daha dengeli ve somut olayın özelliklerini dikkate alan bir hukuki sistemin oluşturulması gündeme gelmiştir.

Bu kapsamda yapılacak kanuni düzenlemenin, boşanma nedeniyle ekonomik zorluk yaşayan eşlerin korunması ile nafaka yükümlülerinin hakları arasında ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine uygun bir denge sağlaması önem taşımaktadır.

Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesine kadar gerek nafaka alacaklılarının gerekse nafaka yükümlülerinin mevcut hak ve sorumluluklarını yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirmeleri, hak kaybı yaşanmaması bakımından önem taşımaktadır.