Otomotiv sektörü, son yıllarda küresel tedarik zinciri krizleri, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve sıkça değişen vergi oranları nedeniyle tüketiciler açısından yönetilmesi zor bir süreç haline gelmiştir. Özellikle elektrikli araçlara yönelik yapılan son ÖTV düzenlemeleri, piyasada daha önce pek rastlanmayan yeni bir hukuki uyuşmazlık türünü doğurmuştur: ÖTV iadesi talepleri.
Araç bedelinin tamamını vergi artışından önce ödemiş olmasına rağmen, satıcı firmanın faturayı geç düzenlemesi nedeniyle ek ödeme yapmak zorunda bırakılan binlerce tüketici, yaşadıkları mağduriyeti yargıya taşımaktadır. Bu makalede; araç alım satımında yaşanan vergi farkı sorununu, Ticaret Bakanlığı’nın 05.08.2025 tarihli kritik basın açıklamasının getirdiği korumaları, 684 bin TL’yi bulan cezai yaptırımları ve paranızı geri almak için izlemeniz gerekenler.
ÖTV İadesi Sorunu Nasıl ve Neden Ortaya Çıktı?
ÖTV iadesi taleplerinin temelinde, satış sözleşmesinin kurulması (ödemenin yapılması) ile faturanın düzenlenmesi arasındaki zaman farkı yatmaktadır. Tüketici Hukuku’nun genel ilkelerine göre, tüketici araç bedelini satıcının hesabına yatırdığı anda sözleşme kurulmuş ve alıcının asli borcu olan “bedel ödeme” yükümlülüğü ifa edilmiş sayılır.
Ancak pratikte, özellikle yoğun talep gören elektrikli araç modellerinde süreç şu şekilde işlemektedir:
- Tüketici, aracın vergiler dâhil tüm bedelini yetkili satıcıya peşin olarak öder.
- Satıcı, kasasına parayı koymasına rağmen; lojistik, gümrük işlemleri, stok yönetimi veya iç operasyonel gerekçelerle faturayı o gün düzenlemez.
- Bu bekleme süresinde, Resmî Gazete’de yayımlanan bir karar ile ÖTV oranlarında artışa gidilir.
- Satıcı, faturayı zammın yürürlüğe girdiği tarihten sonra keser ve aradaki vergi farkını “teslim şartı” olarak tüketiciye yansıtır.
Buradaki en önemli nokta gecikme tüketiciden kaynaklanmamaktadır. Tüketici üzerine düşeni yapmış, ancak satıcının operasyonel yavaşlığı nedeniyle vergi artışına yakalanmıştır. İşte bu nedenle ÖTV iadesi, bir lütuf değil, hukuka aykırı bir uygulamanın düzeltilmesi zorunluluğudur.
Ticaret Bakanlığı’nın Görüşü ve ÖTV İadesi Hakkı
Tüketicilerin ÖTV iadesi mücadelesindeki en güçlü hukuki dayanağı, Ticaret Bakanlığı’nın 05.08.2025 tarihinde yayımladığı “ÖTV Değişikliği Sonrasında Alıcılardan Talep Edilen Ek Ödemelere İlişkin Basın Açıklaması”dır. Bakanlık, bu metinle piyasadaki kaosu bitirecek çok net sınırlar çizmiştir.
Bakanlık açıklamasında, Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik hükümlerine atıf yapılarak şu hususlar vurgulanmıştır:
- ÖTV ve KDV’si alıcıdan tahsil edilmiş taşıtlar için satış fiyatı artırılamaz.
- Taşıt fiyatının sabitlendiği alıcıya bildirilmeli ve yetkili satıcı alıcıdan ek ödeme tahsil etmemelidir.
- 24 Temmuz 2025 tarihinden önce taşıtın vergileri veya tüm bedeli ödenmişse, fatura henüz kesilmemiş olsa dahi ek ödeme talep edilmesi mevzuata aykırıdır.
Buna karşılık, henüz araç bedelini ödememiş, sadece cüzi bir kapora yatırmış olan alıcılar için durum farklıdır. Bakanlık, yalnızca kapora ödeyen ve vergileri ödemeyen alıcılara yansıtılan farkın mevzuata aykırı olmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, ÖTV iadesi hakkınızın olup olmadığını belirleyen temel kriter, “paranın tamamının veya vergilerin, zam gelmeden önce ödenip ödenmediği”dir.
“Fatura Kesilmedi” İddiasına Karşı Argüman
Yetkili satıcıların tüketicilere karşı en sık kullandığı savunma; “Vergi doğuran olay faturanın düzenlenmesiyle gerçekleşir; fatura tarihindeki oran neyse onu uygulamak zorundayız” şeklindedir. Vergi hukuku tekniği açısından doğru gibi görünen bu savunma, Tüketici Hukuku açısından geçersizdir ve ÖTV iadesi almanıza engel değildir.
Çünkü Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 231/5 uyarınca, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekir. Satıcı, parayı tahsil ettiği (hizmetin ifasına başladığı) halde faturayı keyfi veya operasyonel nedenlerle bekletiyorsa, “kendi kusurundan yararlanamaz”.
Ticaret Bakanlığı da bu konuya açıklık getirerek; bedelin tahsil edilmesine rağmen 24 Temmuz 2024 tarihinden önce fatura düzenlenmediği gerekçesiyle ek ödeme talep edilmesini yönetmeliğin emredici hükmüne aykırı bulmuştur. Yani devlet, “Faturayı zamanında kesseydin, tüketici bu farkı ödemeyecekti. Geç kestiysen, bedeline sen katlanacaksın” mesajını vermektedir.
Satıcılar İçin 684 Bin TL İdari Para Cezası
ÖTV iadesi sürecinde tüketicinin elini masada en çok güçlendiren unsur, Bakanlığın uygulayacağını duyurduğu ağır idari para cezalarıdır. Bu cezalar, satıcı firmaların iade taleplerine direnmesini mali açıdan mantıksız hale getirmektedir.
Bakanlık açıklamasına göre; yapılan denetimlerde mevzuata aykırı olarak ek ödeme tahsil edildiği ve bu tutarların alıcılara iade edilmediğinin tespit edilmesi halinde, yetkili satıcılar hakkında her bir aykırılık için ayrı ayrı olmak üzere 684 bin 214 Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanabilecektir.
Örneğin, sizden 50.000 TL haksız ÖTV farkı alan bir firma, bu parayı iade etmemekte direnirse, yaklaşık 13 katı tutarında bir ceza riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Arabuluculuk görüşmelerinde bu hususun karşı tarafın avukatına hatırlatılması, ÖTV iadesi sürecinin dava açılmadan, uzlaşma ile çözülmesini sağlayabilir.
Sözleşmedeki “Vergi Artışı Alıcıya Aittir” Maddesinin Geçerliliği
Tüketicilerin çoğu, araç siparişi verirken imzaladıkları sözleşmelerdeki “Teslim anındaki vergi artışları alıcıya yansıtılır” maddesi nedeniyle hak aramaktan çekinmektedir. Ancak hukuk sistemimizde “Sözleşme Serbestisi” sınırsız değildir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler gereği, satıcı ile tüketici arasında müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve tarafların hak-yükümlülük dengesini tüketici aleyhine bozan maddeler “Haksız Şart” kabul edilir. Haksız şartlar, sözleşmede yazsa bile geçersizdir.
Ticaret Bakanlığı da bu konuda son noktayı koymuş ve “ÖTV değişikliği sonrasında yetkili satıcılarca ek ödeme tahsil edilebileceğine dair sözleşme hükümleri geçersizdir” ifadesini kullanmıştır. Dolayısıyla, imzaladığınız kağıtta ne yazarsa yazsın, bedelini peşin ödediğiniz bir mal için sonradan çıkan farkı ödemek zorunda değilsiniz ve ödediyseniz ÖTV iadesi talep edebilirsiniz.
ÖTV İadesi Davasının Hukuki Temeli Ayıplı Hizmet ve Sebepsiz Zenginleşme
Mahkemeye sunulacak dilekçelerde ÖTV iadesi talebi genellikle iki ana hukuki nedene dayandırılır:
- Ayıplı Hizmet (TKHK m. 13): Satıcı, sadece aracı teslim etmekle değil, satış işleminin idari süreçlerini (fatura, tescil) de zamanında yapmakla yükümlüdür. Faturayı süresinde düzenlemeyerek tüketicinin ek vergi yükü altına girmesine neden olmak, hizmetin “ayıplı” ifa edilmesidir. Ayıplı hizmetten doğan zarar (fazla ödenen vergi), satıcıdan tazminat olarak istenir.
- Sebepsiz Zenginleşme (TBK m. 77): Satıcı, haklı bir sebep olmaksızın (geçersiz sözleşme maddesine dayanarak) tüketiciden fazladan para almıştır. Tüketici bu parayı, aracını teslim alamama korkusuyla (cebir altında veya zorunluluk haliyle) ödemiştir. Hukuki dayanaktan yoksun bu tahsilat, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmelidir.
ÖTV İadesi Alma Rehberi
Eğer siz de benzer bir mağduriyet yaşıyorsanız, ÖTV iadesi almak için izlemeniz gereken yol haritası şöyledir:
1.Delillerin Hazırlanması
Mahkeme sürecinde şu belgeler hayati önem taşır:
- Sipariş Formu: Aracın ne zaman sipariş edildiğini gösterir.
- İlk Ödeme Dekontu: Aracın tüm bedelinin veya vergilerinin ÖTV zammı tarihinden önce ödendiğini kanıtlayan belgedir. Açıklama kısmında şasi numarası veya sipariş numarası olması ispatı kolaylaştırır.
- Ek Ödeme Dekontu: Satıcının zorlamasıyla ödediğiniz farkın dekontu.
- Fatura: Fatura tarihinin, sizin ödeme tarihinizden ve ÖTV zammından sonra olduğunu belgelemek için gereklidir.
2. Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu
Elektrikli araç fiyatları göz önüne alındığında, talep edilecek ÖTV iadesi miktarı muhtemelen Tüketici Hakem Heyeti sınırlarının (2025 yılı için 149.000 TL) üzerindedir. Bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir. Ancak Tüketici Mahkemelerinde dava açmadan önce Dava Şartı Arabuluculuk başvurusu yapmak zorunludur.
Arabuluculuk görüşmesinde (Bakanlığın ceza tehdidine rağmen) anlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından düzenlenen “Anlaşamama Tutanağı” ile birlikte Tüketici Mahkemesi’ne dava açılır. Dava dilekçesinde Ticaret Bakanlığı’nın 05.08.2025 tarihli açıklaması mutlaka delil olarak sunulmalıdır.
ÖTV artışları devletin egemenlik yetkisi kapsamında aldığı kararlardır; ancak bu kararların ticari riskini, sorumluluklarını yerine getirmiş tüketiciye yüklemek hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Ticaret Bakanlığı’nın “Vatandaşlarımız yargı yoluna gidebileceği gibi Bakanlığımıza da şikayet başvurusunda bulunabilirler” çağrısı, devletin bu konuda tüketicinin arkasında durduğunun en açık kanıtıdır.
Eğer ödemenizi zamanında yaptıysanız, ÖTV iadesi almak yasal hakkınızdır. Firmaların “Prosedürümüz böyle”, “Yapacak bir şey yok” şeklindeki söylemlerine itibar etmeyin. Hukuk, basiretli tacir gibi davranmayan satıcının değil, edimini yerine getiren tüketicinin yanındadır. Zamanaşımı sürelerini kaçırmadan (ödemeden itibaren 2 yıl içinde) hukuki süreci başlatmanız, mağduriyetinizin giderilmesi için en doğru adım olacaktır.
Profesyonel Destek Almanın Önemi
Çetin – Barut Hukuk Bürosu olarak, ÖTV ve KDV iadesine ilişkin tüm süreçleri yürürlükteki mevzuat, idari düzenlemeler ve güncel yargı içtihatları ışığında titizlikle değerlendirmekte ve müvekkillerimizin hak kaybına uğramaması adına gerekli tüm hukuki adımları eksiksiz şekilde takip etmekteyiz. Bizimle iletişime geçerek sürecinizin doğru yönetilmesini sağlayabilir, hak kaybı yaşamadan zararın tazmini için gerekli adımları atabilirsiniz.
Av. Ahmet DAŞDEMİR