657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda (DMK) düzenlenen disiplin rejimi, kamu hizmetinin kesintisiz, düzenli ve liyakat esasına uygun bir şekilde işleyişini sağlama amacı taşımaktadır. İdarenin iç işleyişini korumak için öngörülen bu rejimin en üst karar organı olan Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), memuriyet statüsünü derinden etkileyen ve özellikle “Devlet memurluğundan çıkarma” gibi en ağır yaptırımların karara bağlandığı nihai mercidir. Disiplin amirleri tarafından teklif edilen memuriyetten çıkarma gibi ağır cezalar, bu kurulların titiz süzgecinden geçmeden kesinleşemez ve uygulanamaz. Ancak, YDK süreçleri doğası gereği usul ve esas yönünden birçok hataya oldukça açıktır. İdarenin bu aşamalarda yaptığı en ufak bir usuli hata, işlemin tamamını hukuka aykırı hale getirebilmektedir. Bu bağlamda, hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemlere karşı açılacak Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası, memuriyetin, kaybedilen özlük haklarının ve mesleki itibarın iadesi için yegane ve en hayati hukuki yoldur.
1. Yüksek Disiplin Kurulu’nun Görev, Yetki ve Yapısı
Yüksek Disiplin Kurulları, kurumların merkez teşkilatlarında oluşturulan, genellikle müsteşar, genel müdür veya kurumun en üst düzey bürokratlarından meydana gelen heyetlerdir. Bu kurullar, idarenin sıradan bir birimi değil, memurun kaderini tayin eden yarı yargısal bir organ gibi çalışmalıdır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesi uyarınca Yüksek Disiplin Kurulu’nun temel görev ve yetkileri şunlardır:
-
Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Verme Yetkisi: Disiplin amirlerinin doğrudan memuriyetten çıkarma cezası verme yetkisi yoktur. Amirler yalnızca bu yönde bir “teklifte” bulunabilirler. YDK, bu teklifleri dosya üzerinden ve gerektiğinde sözlü savunma yoluyla inceleyerek karara bağlamakla görevli tek mercidir.
-
İtirazları Değerlendirme Mercii: Kademe ilerlemesinin durdurulması gibi diğer ağır cezalara karşı yapılan itirazları karara bağlamak da duruma göre YDK’nın görev alanına girebilir (bazı kurumlarda bölge veya il disiplin kurulları da bu konuda yetkili kılınmış olabilir).
YDK, kendisine intikal eden disiplin amiri teklifini ya aynen kabul ederek çıkarma cezasını onaylar ya da reddeder. YDK’nın ret kararı vermesi halinde, işlemi başlatan disiplin amiri, ret kararının gerekçesini de göz önünde bulundurarak, süresi içinde (15 gün) başka bir disiplin cezası (örneğin aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması) vermekte serbesttir.
2. YDK Süreçlerinde “Savunma Hakkı” ve Usuli Güvenceler
Bir Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası sürecinde idare mahkemeleri tarafından en çok incelenen ve kararın iptaline en sık yol açan husus, anayasal bir güvence olan savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesi ve 657 sayılı DMK’nın 130. maddesi amir hükmü gereğince; memurun savunması alınmadan hiçbir disiplin cezası verilemez.
Son Savunma Hakkı ve Avukat İle Temsil
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) ve ilgili Danıştay dairelerinin yerleşik, tavizsiz içtihatlarına göre; soruşturma evresinde muhakkik (soruşturmacı) tarafından alınan ilk savunma, memuriyetten çıkarma cezası için hukuken yeterli kabul edilmemektedir.
Memuriyetten çıkarma gibi mesleki hayatı sonlandıran bir ceza söz konusu ise, dosya YDK’ya geldiğinde kurul tarafından memura fiili bildiren ve “son savunmasını” yapmasını talep eden yeni bir tebligat çıkarılması zorunludur. Bu tebligatta memura savunmasını hazırlayabilmesi için kanunen en az 7 gün süre verilmesi şarttır. Bu sürenin 7 günden az verilmesi veya son savunma hakkının hiç tanınmaması, işlemin esasına dahi girilmeden doğrudan doğruya ve kesin bir iptal sebebidir.
Bununla birlikte memur, YDK huzurunda bizzat sözlü savunma yapabileceği gibi, bu hayati süreci uzman bir idare hukuku avukatı aracılığıyla da yürütebilir. Avukatın disiplin soruşturması dosyasını incelemesinin engellenmesi, fotokopi almasına izin verilmemesi veya kurul toplantısında memurla birlikte dinlenmesinin reddedilmesi, adil yargılanma ve savunma hakkının açık ihlali sayılarak iptal davasının kazanılmasını sağlar.
3. Disiplin Hukukunda Zamanaşımı Kavramı ve Hak Düşürücü Süreler
Disiplin hukukunda zamanaşımı, idarenin “kılıcını” sonsuza dek memurun boynunda tutmasını engelleyen, idari istikrarı ve memurun hukuki güvenliğini sağlayan en önemli mekanizmadır. Bir Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası dilekçesinde ilk incelenmesi gereken husus zamanaşımı sürelerine uyulup uyulmadığıdır. Özel olarak iki tür zamanaşımı mevcuttur:
A. Soruşturma Zamanaşımı (657 SK m. 127)
İdarenin, disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren derhal harekete geçmesi beklenir. Kanun, bu harekete geçme süresini sınırlandırmıştır:
-
Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerde, idare durumu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde resmi disiplin soruşturmasına başlamak zorundadır. Bu süre geçirildikten sonra açılan soruşturmalar ve akabinde verilen YDK kararları, yetki yönünden sakat olup mahkemece iptal edilir.
B. Karar (Ceza Verme) Zamanaşımı
Soruşturma süresinde başlamış olsa dahi, süreç yılan hikayesine dönemez. Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten (öğrenildiği tarih değil, bizzat olayın yaşandığı tarih) itibaren 2 yıl içinde disiplin cezasının verilmiş ve sürecin tamamlanmış olması şarttır. İsnat edilen fiil ne kadar ağır olursa olsun, olay tarihinin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra YDK tarafından verilecek bir devlet memurluğundan çıkarma kararı mutlak surette hukuka aykırıdır ve iptale mahkumdur.
4. YDK Kararlarına Karşı Yargı Yolu, Görevli Mahkeme ve Süreler
Yüksek Disiplin Kurulu’nun verdiği çıkarma kararları, ilgili kuramca memura usulüne uygun olarak tebliğ edildiği andan itibaren kesinleşir, icrai nitelik kazanır ve memurun kurumla ilişiği derhal kesilir. DMK kapsamında YDK kararları idari hiyerarşideki en üst karar olduğu için kuruma yapılacak başka bir “idari itiraz” yolu kalmamıştır. Bu nedenle kararın iptali için doğrudan idari yargı yoluna başvurulmalıdır.
-
Dava Açma Süresi: YDK kararının memura tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren idari yargıda dava açma süresi tam olarak 60 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 61. gün açılan dava süre aşımı nedeniyle (esasa girilmeden) reddedilir.
-
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Görevli mahkeme İdare Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, kural olarak memurun en son görev yaptığı yerdeki (çıkarma kararının uygulandığı yer) İdare Mahkemesidir.
-
Yürütmenin Durdurulması (YD) Talebinin Önemi: Memuriyetten çıkarma kararı uygulandığı anda memurun maaşı kesilir, sosyal güvenlik primleri yatmaz ve telafisi güç, hatta imkansız maddi/manevi zararlar doğar. Bu sebeple açılacak Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası kesinlikle “Yürütmenin Durdurulması İstemiyle” açılmalıdır. Mahkeme YD kararı verirse, dava esastan sonuçlanana kadar memur görevine iade edilir ve maaşını almaya başlar.
5. İdari Yargı Denetiminde “Ölçülülük” ve “Bir Alt Ceza” İndirimi
İdare mahkemeleri, YDK kararlarını salt usul yönünden denetlemekle kalmaz, olayın esasına girerek idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığını da inceler. Bu denetimde iki temel hukuki ilke ön plana çıkar:
1. Ölçülülük (Orantılılık) İlkesi: Hukuk devletinde işlenen disiplin suçu ile idarenin verdiği ceza arasında adil bir denge bulunmalıdır. Memurun eylemi “kınama” veya “aylıktan kesme” cezasını gerektirecek ağırlıktayken, idarenin en ağır yaptırım olan memuriyetten çıkarma cezasını uygulaması ölçülülük ilkesine aykırıdır. Mahkeme, fiil ile ceza arasındaki bu orantısızlığı tespit ettiğinde işlemi derhal iptal eder.
2. Alt Ceza (İyi Hal İndirimi) Uygulaması: 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin son fıkrası, geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve başarı/üstün başarı belgesi veya ödül alan memurlar için verilecek cezanın “bir derece hafifinin” uygulanabileceğini hüküm altına almıştır. İdare (YDK) bu yetkiyi kullanıp kullanmamakta serbest gibi görünse de, Danıştay içtihatları idarenin keyfi davranamayacağını söyler. Memurun geçmiş sicili temizse ve ödülleri varsa, YDK “alt ceza uygulamama nedenini” somut, mantıklı ve hukuki bir gerekçeye dayandırmak zorundadır. Gerekçesiz olarak alt cezanın uygulanmaması, kararın iptali için başlı başına yeterli bir sebeptir.
6. Sıkça Sorulan Sorular
Soru 1: YDK kararıyla memuriyetten çıkarıldım, davayı kazanırsam geriye dönük maaşlarımı alabilir miyim? Evet. Açtığınız Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası lehinize sonuçlanır ve işlem iptal edilirse, Anayasa’nın 125. maddesi gereği idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Boşta geçen süreye ilişkin tüm ödenmeyen maaşlarınızı (yasal faiziyle birlikte) ve yatırılmayan SGK primlerinizi idareden tahsil edersiniz.
Soru 2: Ceza mahkemesinde (Ağır Ceza/Asliye Ceza) davam devam ederken YDK memuriyetten çıkarma kararı verebilir mi? Evet verebilir. 657 sayılı Kanun m. 131 uyarınca disiplin soruşturması ile ceza kovuşturması birbirinden bağımsız yürür. Memur hakkında ceza mahkemesinde davanın sürüyor olması, idarenin disiplin cezası vermesini engellemez. Ancak çok önemli bir istisna vardır: Ceza mahkemesi yargılama sonucunda, memurun isnat edilen fiili “kesinlikle işlemediğine” kanaat getirerek bir beraat kararı verirse, bu maddi tespit idari yargıyı ve YDK’yı bağlar.
Soru 3: Memuriyetten çıkarma kararına karşı açılacak iptal davasında neden bir avukatla çalışmalıyım? İdari yargılama usulü, adli yargıdan (hukuk veya ceza mahkemelerinden) tamamen farklı, sıkı şekil şartlarına ve hak düşürücü sürelere bağlı yazılı bir yargılama türüdür. Dilekçede iddiaların eksik belirtilmesi (örneğin alt ceza indiriminin tartışılmadığının dilekçeye yazılmaması) veya sürelerin 1 gün dahi kaçırılması davanın reddine yol açar. Bu nedenle uzman bir idare hukuku avukatı ile çalışmak, telafisi imkansız hataların önüne geçer.
Profesyonel Desteğin Önemi
Yüksek Disiplin Kurulu süreçleri, yıllarca emek verdiğiniz devlet memurluğu kariyeriniz için geri dönüşü zor bir “yol ayrımı” niteliğindedir. Bu seviyede verilen idari kararların usul ve esas yönünden içerdiği hukuki karmaşıklık, hem soruşturma aşamasındaki savunmanın hem de yargı aşamasındaki dava dilekçesinin son derece teknik, emsal Danıştay kararlarıyla desteklenmiş bir dille yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Çetin & Barut Hukuk Bürosu, idare hukukunun kalbinin attığı Ankara merkezli uzmanlığı ile müvekkillerine ayrıcalıklı bir hizmet sunmaktadır. Büromuz; hakkınızda yürütülen disiplin dosyalarının titizlikle incelenmesi, zamanaşımı sürelerinin milimetrik hesabı, idarenin usul hatalarının tespiti ve İdare Mahkemeleri nezdinde açılacak Yüksek Disiplin Kurulu kararına iptal davası süreçlerinde sonuc odaklı, profesyonel avukatlık desteği sağlamaktadır.