İdari Yargıda İstinaftan Sonra Temyiz Yolu: AYM’nin Çapraz Kararı

İDARİ YARGIDA İSTİNAFTAN SONRA TEMYİZ YOLU VAR MI? AYM’NİN ÇAPRAZ KARARI VE YENİ DÖNEM

İdari yargı sisteminde uzun süredir tartışma konusu olan “yerel mahkeme kararını bozan istinaf sonrası temyiz yoluna başvurmak mümkün mü?” sorusu, Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) yakın tarihli ve etkisi oldukça geniş olan kararıyla yeniden şekillendi. Özellikle idare temyiz sürecinin hangi hâllerde işletilebileceği, hangi kararlara karşı kapalı olduğu ve bireylerin mahkemeye erişim hakkının nasıl korunacağı yönündeki belirsizlikler, AYM’nin iptal kararıyla önemli ölçüde giderildi. Kararın en önemli sonucu, istinafın yeni hüküm kurduğu dosyalarda temyiz yolu imkanının artık kapalı olmayacak olmasıdır.

Çetin & Barut Hukuk Bürosu olarak bu yazıda, söz konusu kararı, idari yargılamadaki mevcut durumu ve uygulamaya yansıyacak değişiklikleri teknik fakat anlaşılır bir dille ele alıyoruz.

İdari Yargı Sisteminde İstinaf – Temyiz İlişkisi

Türkiye’de idari yargı, üç aşamalı bir kanun yolu sistemine sahiptir:

  • İlk derece mahkemeleri (İdare ve Vergi Mahkemeleri)
  • Bölge İdare Mahkemeleri (İstinaf)
  • Danıştay (Temyiz)

Normal şartlarda, bazı uyuşmazlıklar istinaf aşamasında kesinleşmekte; bazıları ise Danıştay’da temyize açık olmaktadır. İşte bu ayrımın temel dayanağı İYUK m. 46 olup hangi kararların temyize açık olduğunu düzenler.

Ancak tartışma, İYUK m. 45/6 hükmündeki şu cümlede yoğunlaşmıştır: “Bölge idare mahkemelerinin 46’ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.”

Bu kural, özellikle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp esastan yeni bir karar verilmesi hâlinde ciddi sorunlar yaratıyordu. Çünkü istinaf mercii bu durumda ilk kez karar veren bir mahkeme gibi davranmakta, fakat verdiği karar temyiz yolunu kapalı sayılmaktaydı.

Bu durum, hem mahkemeye erişim hakkı, hem de kararların denetlenebilirliği bakımından eleştiriliyor, ciddi hak kayıplarına yol açıyordu.

Sorun Nerede Başlıyordu? İlk Elden Verilen İstinaf Kararlarının Temyiz Yoluna Kapalı Olması

İstinaf mahkemeleri, bazı dosyalarda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın esasına ilişkin tamamen yeni bir hüküm kurabiliyordu. Fakat bu yeni karar çoğu zaman ilk derece mahkemesi kararı gibi etkili olmasına rağmen İYUK m. 46 kapsamında temyiz yolu açık sayılmadığı için Danıştay denetimine tabi olmuyordu.

Başka bir ifadeyle İstinaf, ilk derece mahkemesi gibi davranarak hüküm kuruyor; fakat o hükme karşı temyiz yolu kapalı kalıyordu. İstinafın ilk elden verdiği kararlarda temyiz yolu kapalı olduğunda, yargısal denetim mekanizmasının zayıfladığı ve  bu durumun ciddi bir hak ihlali oluşturduğu, uzun süredir doktrinde ve uygulamada uzun süredir ifade ediliyordu.

AYM’nin “Çapraz Karar” Niteliğindeki Tarihi İncelemesi

AYM, 26.06.2025 tarihli, E. 2024/189, K. 2025/83 sayılı kararıyla bu konuya kapsamlı şekilde eğildi. Karar, 32938 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

AYM, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’nin somut norm denetimi başvurusu kapsamında yaptığı değerlendirmede şunlara dikkat çekti:

  • İstinaf mercii ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeni bir karar veriyorsa, artık bu karar teknik olarak ilk derece niteliğindedir.
  • Bu karara karşı temyiz yolunun kapatılması mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkı ve kararların denetlenebilirliği bakımından ölçüsüzdür. AYM, temyiz yolu kapalı tutularak bireylerin mahkemeye erişiminin sınırlandırılmasını ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.
  • Kanun koyucunun belirli uyuşmazlıkları temyiz dışı bırakma takdir yetkisi olmakla birlikte ilk elden verilen kararların tamamen denetimsiz bırakılması kabul edilemez.

AYM bu gerekçelerle İYUK m. 45/6 hükmünü, istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabulü hâllerinde İPTAL ETMİŞTİR:

“…Belirli bir önem derecesine sahip uyuşmazlıklara ilişkin bölge idare mahkemelerinin kararlarına karşı temyiz yolunun açık tutulması, bu tür bir öneme sahip olmayan uyuşmazlıklar bakımından verilen kararların ise kesin olması öngörülmek suretiyle Danıştayın iş yükünün azaltılması ve böylece temyize tabi uyuşmazlıklar ile istinaf aşamasında kesinleşen uyuşmazlıkların incelemesinin makul bir sürede tamamlanması, iş yükünün hafifletilmesiyle de Danıştayın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik bu tür bir sınırlamanın iş yükünün azaltılmasına katkı sunacağı söylenebilir ise de Danıştayın bir içtihat mahkemesi olma vasfını geliştirecek nitelikte bir tedbir olmadığı da açıktır. Zira kanunlarda belirtilen belirli konular dışındaki uyuşmazlıklara ilişkin olarak temyiz yolunun kapalı olması, içtihadın gelişmesi ve çeşitlenmesine hizmet etmeyeceği gibi içtihadın kısır bir alana hapsolmasına da neden olabilir. Dolayısıyla gerek söz konusu anayasal amaçlar gerekse temyiz merciin iş yükünün azaltılması ve içtihat mahkemesi olma özelliğinin güçlendirilmesi bakımından hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olan bir tedbirin öngörülmesi mümkündür.

Bu itibarla davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken bölge idare mahkemelerinin 46. Maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu hükme bağlayan kuralın “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.

Kararın Somut Sonuçları: İdare Temyiz Yolunda Yeni Dönem

Kararın en önemli etkisi şudur:

Artık istinaf mahkemesinin ilk elden verdiği kararlar temyize açıktır.

Bu düzenleme şu dosyaları kapsar:

  • İstinaf başvurusu kabul edilen ve ilk derece kararı kaldırılan dosyalar,
  • İstinafın esastan yeni bir karar verdiği durumlar,
  • İstinafın davayı tamamen farklı gerekçeyle sonuçlandırdığı hâller.

Namıdiğer “AYM’nin çapraz karar etkisi” olarak anılan bu karar, istinaf–temyiz bağlantısındaki sistemsel boşluğu doldurmuş ve bireylerin hukuki güvenliğini güçlendirmiştir Böylece AYM’nin kararı, idari yargıda temyiz yolu erişimini doğrudan genişleten bir etki yaratmıştır.

AYM’nin Kararı ile Uygulama Temyiz Yolu İçin Ne Değişiyor?

Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte:

  • İstinafın yeni hüküm kurduğu kararlar kesin değil → Danıştay denetimine açık.

Bu, özellikle büyük kamu zararları, disiplin-özlük işlemleri, vergi uyuşmazlıkları ve idari para cezalarında önemli bir değişiklik yaratacaktır.

  • Mahkemeye erişim hakkı güçlendi.

Tarafların kararı ikinci defa inceletebilme imkânı genişledi.

  • Bölge İdare Mahkemelerinin iş yükü azalabilir.

Çünkü artık “nihai merci” olma niteliği birçok dosyada sona eriyor.

Sonuç: İdari Yargıda Daha Güçlü Bir Temyiz Sistemi

AYM’nin bu kritik kararıyla birlikte:

  • İstinaf kararlarının denetimi genişledi,
  • İdari yargıda hak arama yolları güçlendi,
  • İlk elden verilen kararların denetlenebilirliği sağlandı,
  • İdare temyiz yolu hem kapsam hem işlev bakımından daha öngörülebilir hale geldi.

Bu karar, idari yargılama hukukunda uzun süredir beklenen bir dönüşümü gerçekleştirmiş ve hem bireyler hem de uygulayıcılar için önemli bir güvencenin kapısını açmıştır.

 -Av. Eda Elif ER